| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | check out f. | ayrılmak | ||
|
I don't understand why you had to check out so early. Neden bu kadar ayrılmak zorunda olduğunu anlamıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | check out f. | otelden ayrılmak | ||
|
I will check out of the hotel at about noon. Öğlen saatlerinde otelden ayrılacağım. More Sentences |
||||
| Genel | check out f. | çıkış yapmak | ||
|
I have to hang around here, so you better check out. Burada takılmak zorundayım, o yüzden çıkış yapsanız iyi olur. More Sentences |
||||
| Genel | check out f. | kasada ödeme yapmak | ||
|
I'm checking out from the supermarket right now, so I'll be out to the car in a minute. Şu anda süpermarkette kasada ödeme yapıp çıkıyorum, bir dakika içinde arabaya gideceğim. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | check out f. | hesabı ödemek | ||
|
He checked out of the hotel. O, hesabı ödeyerek otelden ayrıldı. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | check out f. | ödünç almak | ||
|
I checked out all four volumes but could only read the first before they were due. Dört cildi de ödünç almıştım ama son teslim tarihinden önce sadece ilkini okuyabildim. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | check out f. | ölmek | ||
|
When I check out, I want to be buried in a fancy coffin. Öldüğümde süslü bir tabutla gömülmek istiyorum. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | check out f. | nalları dikmek | ||
|
When he got cholera, he was sure he'd check out. Koleraya yakalandığında, nalları dikeceğinden emindi. More Sentences |
||||
| Turizm | ||||
| Turizm | check out f. | otelden çıkış yapmak | ||
|
Violators will be fined € 250 and be required to check out of the Hotel. Uymayanlar 250 € para cezasına çarptırılacak ve Otelden çıkış yapmaları gerekecektir. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | check out f. | incelemek | ||
|
Check out the most suitable ADOFloor product for your living space. Yaşam alanınız için en uygun ADOFloor ürününü inceleyin. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | check out f. | nalları dikmek | ||
|
When he got cholera, he was sure he'd check out. Koleraya yakalandığında, nalları dikeceğinden emindi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | check out i. | süpermarket gibi yerlerde müşterilerin ödeme yaptığı yer | ||
| Genel | check out f. | hesaplamak | ||
| Genel | check out f. | hesap kapamak | ||
| Genel | check out f. | hesabını ödeyip ayrılmak (otelden vb) | ||
| Genel | check out f. | kontrol etmek | ||
| Genel | check out f. | soruşturmak | ||
| Genel | check out f. | seçerek almak | ||
| Genel | check out f. | doğru olup olmadığını öğrenmeye çalışmak | ||
| Genel | check out f. | kaydını kapatmak | ||
| Genel | check out f. | bitirmek | ||
| Genel | check out f. | tamamlamak | ||
| Genel | check out f. | bir kişinin görüşlerini ve niyetini anlamaya çalışmak | ||
| Genel | check out f. | ağzını aramak | ||
| Genel | check out f. | arayıp bulmak | ||
| Genel | check out f. | bir yerden ayrılmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | check out f. | kasada olmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | hesaplamak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | saymak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | işlem yaptırmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | (alınan malları vs.) hesaplatmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | (bir şeyi) yazdırmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | işlem yaptırmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | (birini) süzmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | (birini) kesmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | işi bitmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | topu dikmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | öbür dünyayı boylamak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | çek etmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | gözden geçirmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | kontrol etmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | doğruluğu onaylanmak/kanıtlanmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | doğrulanmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | dikkati dağılmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | aklı başka yere gitmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | dikkatini kaybetmek | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | işten/konudan/durumdan uzaklaşmak | ||
| Öbek Fiiller | check out f. | dikkatini/ilgisini çekmek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | check out i. | (otel odasını) boşaltma vakti | ||
| Konuşma Dili | check out i. | (otelden) ayrılma vakti | ||
| Konuşma Dili | check out i. | (market) kasa | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | check out f. | çek yazarak para çekmek | ||
| Turizm | ||||
| Turizm | check out i. | otelden çıkış saati | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | check out i. | teslim alma | ||
| Bilgisayar | check out f. | doğrulamak | ||
| Bilgisayar | check out f. | kitaplıktan almak | ||
| Bilgisayar | check out expr. | çıkışta denetle | ||
| Bilgisayar | check out expr. | teslim al | ||
| Argo | ||||
| Argo | check out f. | koruyucu gözaltından çıkmak | ||